Fatma Girik Kimdir?
Fatma Girik, 12 Aralık 1942 tarihinde İstanbul’un Şişli ilçesinde doğdu. Aslen Muğlalı olan Girik’in babası Hayri Girik, İstanbul’da memur olarak görev yapmaktaydı. Annesi Münevver Girik ise ev hanımıydı. Fatma Girik, dört kardeşli bir ailenin çocuğuydu. Ailesi tarafından disiplinli ancak sanatla iç içe büyütüldü. Çocukluk yılları İstanbul’un eski semtlerinden olan Şişli’de geçti ve bu semt onun kişiliği ile sanat anlayışını şekillendiren önemli bir çevre oldu.
İlkokul eğitimini Şişli 19. İlkokulu’nda tamamladı. Ortaöğrenimine İstanbul Kız Lisesi’nde devam etti ancak eğitimine lise yıllarında ara verdi. Sanat dünyasına erken yaşta ilgi duyan Fatma Girik, öğrenim hayatını tamamlamadan oyunculuk kariyerine adım attı. Bu dönemde ailesinin de desteğiyle sinema dünyasına girmeye karar verdi.
Fatma Girik’in sinema kariyeri 1956 yılında henüz 14 yaşındayken başladı. İlk olarak figüranlık yaptı ve 1957 yılında “Leke” adlı filmde küçük bir rol aldı. Ancak asıl çıkışını 1958 yılında Memduh Ün’ün yönetmenliğini yaptığı “Ölüm Peşimizde” filmiyle gerçekleştirdi. Bu filmle birlikte sinema dünyasında adını duyurmaya başladı. 1961 yılında “Ölümden de Acı” filmiyle dikkatleri üzerine çekti ve dönemin en önemli kadın oyuncuları arasında yer aldı.
1960’lı yıllarda Türk sinemasında “Dört Yapraklı Yonca” olarak adlandırılan dört kadın oyuncudan biri oldu. Bu dört isim arasında Fatma Girik’in yanı sıra Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın yer almaktaydı. Fatma Girik, özellikle güçlü, mücadeleci kadın karakterleri canlandırmasıyla dikkat çekti. Toplumun alt sınıflarından gelen, ezilmiş kadınların sesi olmayı başaran rollerde yer aldı. Bu yönüyle sadece bir sinema oyuncusu değil, aynı zamanda sosyal meseleleri yansıtan bir figür haline geldi.
Sinema kariyeri boyunca yaklaşık 180’in üzerinde filmde rol aldı. En bilinen filmleri arasında “Ezo Gelin”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Toprak Ana”, “Yılanların Öcü”, “Sürtüğün Kızı”, “Benim Kızım”, “Acı”, “Boş Beşik” ve “Kanlı Nigar” gibi yapımlar yer alır. 1970’lerde rol aldığı toplumsal içerikli filmlerle oyunculuğunu daha da derinleştirdi. Lütfi Akad, Atıf Yılmaz, Halit Refiğ gibi önemli yönetmenlerle çalıştı. Özellikle “Ezo Gelin” filmindeki performansıyla büyük beğeni topladı ve pek çok ödül kazandı.
Fatma Girik, sadece sinema oyunculuğu ile sınırlı kalmadı. 1980’li yıllarda televizyon projelerinde yer aldı. 1990’lı yıllarda ise siyasete atıldı. 1989 yerel seçimlerinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den aday olarak Şişli Belediye Başkanı seçildi. Bu görevini 1994 yılına kadar sürdürdü. Belediye başkanlığı döneminde sosyal belediyecilik anlayışıyla birçok projeye imza attı ve halkla iç içe bir yönetim tarzı benimsedi.
Kariyeri boyunca birçok ödüle layık görüldü. 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “Keşanlı Ali Destanı” filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1967 yılında “Sürtüğün Kızı” ile yine aynı festivalde ödül kazandı. Ankara Film Festivali, Türk Film Festivalleri ve çeşitli kuruluşlar tarafından da defalarca ödüllendirildi. Aynı zamanda 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından verilen Devlet Sanatçısı unvanına da layık görüldü.
Fatma Girik’in kişisel yaşamı da kamuoyunun ilgisini çeken bir konu oldu. Uzun yıllar boyunca yönetmen ve yapımcı Memduh Ün ile birlikte oldu. Resmi olarak evlenmemiş olsalar da bu birliktelik, hayatlarının sonuna kadar sürdü. Memduh Ün’ün vefatından sonra da onu her zaman sevgiyle andı. Hiç evlenmedi ve çocuğu olmadı.
Sanatçı kişiliğinin yanı sıra dobra ve halkçı tavırlarıyla da tanındı. Kamera arkasında çalışan set emekçileriyle kurduğu güçlü bağ, sinema dünyasında örnek gösterilen bir tutumdu. Setlerdeki disiplini, oyunculuk azmi ve çalışma ahlakıyla takdir topladı.
İlginç bir detay olarak, Fatma Girik bir dönem plak da doldurdu ve şarkıcılık denemeleri yaptı. Ayrıca 1990’lı yıllarda televizyon sunuculuğu da yaptı; Savaş Ay ile birlikte hazırlayıp sunduğu “Söz Fato’da” adlı program büyük ilgi gördü.
Fatma Girik, 24 Ocak 2022 tarihinde İstanbul’da zatürre ve çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Vefatından sonra Türkiye’nin dört bir yanında anma törenleri düzenlendi. Sanat dünyasına ve Türk sinemasına katkıları, onun adını ölümsüzleştirdi. Yaşamı boyunca hem oyunculuğuyla hem de kişiliğiyle iz bırakan bir sanatçı olarak hafızalarda yer aldı.